Genelİç Mimarlık

Görmek, Deneyimlemek ve Düşünmek Arasındaki Köprü: Enstalasyon (Yerleştirme Sanatı)

Enstalâsyon yani ‘ Yerleştirme Sanatı’ geride bıraktığımız yüzyılda ortaya çıkmış olmasına rağmen son dönemlerde adından sıklıkla söz ettirmektedir. Aslında bir süredir hayatımızın içerisinde olan bu sanat akımından ben de merakım sebebiyle benzer bir konuyu incelerken geçtiğimiz yıllarda bilgi sahibi oldum. Yine meraktan diğer örneklerini inceleyip, onunla tanışmaktan ne kadar keyif aldığımı hissettim ve sizlerin de keyif alabileceğinizi düşünerek bu yazım içerisinde bahsetmek istedim. Şimdi nedir bu enstalâsyon ve görmek, deneyimlemek ve düşünmek arasında nasıl köprü kuruyormuş onu öğrenelim.

Güzel sanatlar galerilerini idare eden ve milli bir kurum olan ‘Tate’ , Enstalâsyon’u şöyle tanımlamıştır;

”Yerleştirme sanatı belirli bir yer için ya da geçici bir zaman dilimi için, farklı malzemeler kullanılarak tasarlanmış geniş ölçekli eleman ya da yapılardır” (TATE)

Enstalâsyonun bana göre diğer sanat dallarından farkı ise, izleyiciyi de içerisine alarak bir algı oluşturmaya çalışması ve böylelikle her bir izleyici ile farklı kompozisyonlar yakalama olanağı bulmasıdır. Sanatçı kendi yorumunu yapar ya da dile getirmek istediğini dile getirir ancak kompozisyonu izleyici ile farklı farklı renkler edinebilir. Bu durumun enstalâsyonu dinamik bir hale getirdiğini düşünüyorum. Örneğin; Bir resme sadece bakıp, görerek algılarız ve gördüklerimizin, bilgi birikimimizin, yaşadıklarımızın etkisi ile o resim karşısında bir takım yorumlar yaparak sanata dâhil olabiliriz ancak tablo üzerinde herhangi bir objeyi ya da rengi değiştiremeyiz ancak yerleştirme’ de inşa edilmiş elemanları kullanarak ya da mekânların içerisine girerek, o mekânı yaşayarak görmek, düşünmek ve bizzat yaşamak arasında bir köprüden faydalanmış oluruz. Böylece her bir yerleştirme kullanıcısı ile etkileşime geçerek farklı renklere bürünebilir.

Bu konuyu kafamızda daha açık bir hale getirmek için gelin Dünya üzerindeki örneklerini inceleyelim;

İncelemeye şu ilk gördüğümüzde bizi büyüleyen, ardından ülkemizde de birçok sahil kasabasında görmeye başladığımız havada asılıymış gibi duran, renkli şemsiyeler ile başlamak istiyorum. İlk yapım amacı etrafı alışveriş dükkânları ile çevrili olan bir sokağı zenginleştirmekmiş ancak bir fotoğrafçının çektiği fotoğraflar ile meşhur olmuş ve diğer bütün şehirlere yayılmış. Sokağı vurgulamak ve sıcaklık katmak konusunda başarılı bir örnek bence. Hem sıcak bölgelerde az da olsa gölge alan yaratabilir ve yerde farklı gölge oyunlarına zemin sağlayabilir.

Brezilyalı artist Küresel ısınma sorununa dikkat çekmek için yaptığı ve meydanda sergilediği yüzlerce buzdan insan heykelinin yavaşça erimesini gözler önüne seriyor. Sanatçıya göre bu soruna bir dur denilmezse hepimiz bir gün bu buzdan heykeller gibi eriyip, yok olacağız. Yüz yüze kaldığımız bu önemli soruna dikkat çekmek için etkileyici bir yöntem olduğunu söylemeliyim.

Melting man / Nele Azevedo

Çevre ölçeğindeki çalışmalardan bahsetmişken son dönemde ilgi çeken çalışmalardan bir tanesi de sanatçı Christo’nun bir göl üzerine inşa ettirdiği yüzen rıhtım. Bu rıhtım sayesinde sanatçı, kasabaları birbirine bağlamakla kalmamış. Rıhtımın yapımında kullandığı renk ile bu rıhtımı, etrafındaki alandan ayırıp, vurgulamış. Böylelikle bu rıhtıma olan ilgiyi artırmış. Doğal bir oluşumun üzerine elle çekilmiş çizgiler gibi görünen, bu yüzen rıhtım ziyaretçilerin kullanımına açık tutulmuş. Belirli bir süre sonra sökülmüş ve geri dönüştürülmüş.  (Kuzey İtalya- İseo Gölü)

Christo / Floating Piers

Şimdi biraz iç mekânlarda gerçekleştirilen Enstalâsyonlardan bahsetmek istiyorum.

Loş bir oda düşünün, yağmuru iç mekâna almış loş bir oda. Bu odada sadece siz, yağmur damlacıkları ve ışık var. Yağmur altında yürüyorsunuz ancak hiç ıslanmıyorsunuz. Ben yağmur altında yürüyüp, ıslanmayı sevenlerdenim ancak eğer ben yağmur altında yürüyeyim ama hiç ıslanmayayım diyenlerdenseniz bu enstalâsyon tam olarak sizin denemek isteyebileceğiniz türden.

Bkz. Random International / Rain Room

Bir diğer ilginç yerleştirme ise aynaların verdiği sonsuzluk hissini tüm mekân içerisinde kullanıp, onu farklı renk, tür ve yüksekliklerde asılmış ışık elemanlarının oluşturduğu muhteşem ambiyans ile desteklemiş. Aynalar ile çevrili bir odanın, zemin renginin siyah tutularak, farklı ışık elemanları ile aydınlatılarak sonsuzluk hissini vurgulamış ve ziyaretçilere bu deneyimi sunmuş. Eğer yıldızlara dokunmayı isteyip, onlara ulaşamamaktan şikâyetçiyseniz bu mekânın içerisinde olduğunuzu hayal edebilirsiniz ya da hayal etmekle yetinmem derseniz hala kullanımda ise bu yerleştirme sanatının bulunduğu alanı ziyaret edebilirsiniz.

Bkz. Yayoi Kusama / Infinity Mirrored Room

Bahsetmeden geçemeyeceğim ve beni bir Mimari koruma uzmanı olarak etkileyen tasarımlardan bir tanesi ise Lorenzo Quinn tarafından gerçekleştirilmiş bir çalışma. Hepimizin bildiği üzere, İtalya’nın meşhur yüzen, tarihi şehridir Venedik. Çok sayıda ziyaretçi çeken Venedik ve sahip olduğu tarihi yapıları’nın varlıklarını devam ettirebilmesi için günümüz ve gelecek kuşakların desteğine ihtiyacı bulunmaktadır. Bilinçsizce yapılan müdahaleler, uygulamalar ve tüketimler Dünya üzerinde bir iklim değişikliğine neden olmaktadır. Bu değişimler doğal ve tarihi çevreyi yıpratmaktadır. Dolayısıyla sanatçı tarihi yapılara, su içerisinden çıkan ve yapıya destek olan bu eller ile küresel ısınma konusunda dikkatli olunması gerektiğine ve bu yapılara gösterilmesi gereken desteğe dikkat çekmeye çalışmıştır.

Supports / Lorenzo Quinn

Yıldızların birer nokta gibi kullanılarak, iç mekânın duvarında oluşturulan 3 boyutlu yüz uygulaması ise ufuk açıcı bir diğer örnek. Mekânın her tarafından rahatlıkla algılanabilen ve detaylı bir çalışma.

Steven Follen / For all time

Bu örnek ise yapımında yine atık materyallerin kullanıldığı bir at figürü. Bana göre sanatçı arka duvarı bir kanvas gibi kullanmaya çalışmış ve bu nedenle duvarı açık renkte seçerek, ilgiyi çalışma üzerine çekmiş. Kullanılan atık materyaller başarı ile bir araya getirilerek bir at figürü oluşturulmuş. Yine materyallerin rengi ve doğası nedeniyle oluşturulan çalışma sanki bir skeç gibi gözüküyor gözümüze.  Sanki sanatçı bir tuvale siyah- beyaz bir çalışma yapmış ve o üçüncü bir boyut kazanıp kanvas’tan fırlamış gibi bir izlenim alıyoruz.

Sayaka Ganz / Horse Sculpture

 

 

 

 

 

 

***İçerik Yazara aittir.

***Görseller için faydalanılan kaynaklar ve tasarımları resimlerin alt kısımlarında belirtilmiştir.

 

***Bilgi için faydalanılan kaynaklar;

-http://www.tate.org.uk/

-http://kusama.site.seattleartmuseum.org/

-https://mymodernmet.com/what-is-installation-art-history-artists/

-http://sayakaganz.com/

-http://hative.com/creative-installation-art-examples/

-http://www.contemporist.com/3d-human-face-from-2000-suspended-metal-stars/

-http://www.artfulliving.com.tr/sanat/2016nin-unutulmayacak-10-enstalasyon-calismasi-i-9785

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir