GenelYaşam

Antik dönem, geleneksel doku ve doğal güzelliğin buluştuğu yer: AKYAKA

İlk çağlarda Idyma sınırları içerisinde yer alan, Osmanlı devleti döneminde ise “Gökâbâd”, “Gökova”, “Akâbâd ve Akova” olarak isimlendirilen ve tarihi kaynaklarda M.Ö. 5 yy. da isminin geçmesine başlandığı bölge. Tarihine dair detaylı bilgiye Akyaka Belediyesi’nin web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Gerek doğal güzelliğe, gerek ise tarihi değerlere sahip olması konusunda edindiğimiz bilgiler, Akyaka konusunda bizi fazlasıyla meraklandırdı ve burayı keşfetmek üzere günübirlik bir tur gerçekleştirmeye karar verdik. Gezimize Fethiye ‘den yola çıkarak başladık ve Dalaman, Köyceğiz, Akyaka istikametinde ilerledik. Yolumuz 101 km. ve toplamda yaklaşık olarak 1,5 kadar saat sürdü. Fethiye- Akyaka yolu muhteşem bir manzaraya sahip. Sağınızı ve solunuzu saran, mis gibi kokan, yemyeşil ağaçlar size yol boyunca rehberlik ediyor. Yol yer yer hafif virajlı. Akyaka girişinden itibaren güzelliğini size hemen gösteriyor.

Ana girişi gayet temiz ve özenli. Yemyeşil ağaçlara sahip dağlar burayı çevrelemiş sanki. Akyaka’ya girer girmez ”Kadın Azmağı ve Kaya Mezarları” yazılı bir tabela dikkatimizi çekti ve hemen bir heyecanla bu tabelanın gösterdiği yolu takip etmeye başladık. Tabelanın rehberliğinde ilerlerken sağımızda ”Kadın Azmağı” nehrinin belirdiğini fark ettik. Sol tarafımızda ise kaya mezarları ve bir oda mezarı belirdi. Hemen uygun bir yere aracımızı park ederek, mezarlar ile alakalı bilgi panosunu okumaya başladık. Mezarları bu bilgiler ışığında inceledik ve fotoğrafladık. Bilgi panosunda yazanlara göre; Bu mezar tipi Likya bölgesinde görmeye alışılan türden, tapınak görünüşlü mezarlardanmış. Bu tip mezarlar varlıklı kimseler için, statü göstergesi olarak inşa edilirmiş. Mezarlar İon düzeninde ve templum in antis planında yapılmış. Sağ tarafta görülen mezar ise bir oda mezarıymış. Bu mezar ise M.Ö. 3 yy ve M.S. 3 yy aralığında olmak üzere, farklı dönemlerde kullanılmış. Bir altyapı çalışması sırasında, içerisindeki eserler ile ortaya çıkartılmış. İzlenimime göre; Oda mezarı üçgen alınlı ve çevresinde tur atılabileceğiniz şekilde etrafı oyulup, ortaya çıkartılmış. Mezarların içerisi de üçgen başlıklı olacak şekilde oyulmuş.

Akyaka- Oda mezarı
Akyaka- Kaya mezarı

Mezarları ziyaretimizin ardından,  Gökova köyü yönünde, Kanun-i Sultan Süleyman’ın Rodos seferi esnasında kullandığı yolu takip ettik. Köyü geçip, bu tabelayı takip ederek ilerlediğimizde Idyma antik kentine ait olduğunu tahmin ettiğim, kaya mezarlarına rastladık ve fotoğrafladık. Sol tarafınızda uzanan dağlar üzerinde bu mezarları fark edebilirsiniz. Tam durduğumuz  yerde Kedi merdiveni ve Rodos güzergahları ile alakalı bilgi panosuna rastladık ancak  Rodos yolunu keşfetmenin devamını, sıcak nedeniyle bir sonraki gezimize erteleyerek, Azmak nehrinin tadını çıkartmak üzere Akyaka istikametine geri döndük. Azmak nehrine vardığımızda, aracımızı yakınlara park ederek, serinlemek üzere nehre ayaklarımızı sokmak için sabırsızlandık. Ayaklarımızı ilk soktuğumuzda hemen geri çekmek istedik ancak direnerek su içerisinde bıraktık, ilk dakikalarındaki uyuşmaları atlattıktan sonra serinlemenin tadını çıkartarak, gözümüze öğle yemeği için kestirdiğimiz ve adını daha önce duyduğumuz Halil’in yeri isimli restorana doğru yürümeye koyulduk. Buraya varana kadar yeterince serinlediğimizi düşünüyorduk ki, restorana girer girmez azmak nehri üzerine kurulmuş bir salıncak gördük ve yeterince serinleyemediğimizi düşünerek, yemeğimiz hazırlanana kadar  bu salıncağın üzerinde sallanmaya ve  azmak sularının keyfini çıkartmaya devam ettik. Azmak nehrinin sığ suları üzerine kurduğu bu salıncak ve tattığımız lezzetli balıkları ile bu restorandan memnun kalarak ayrıldık. Öğle yemeğinin ve serinlemenin verdiği mutluluk ile Akyaka halk plajına doğru yol aldık. Bu plaj mavi bayrak sahibi plajlardan bir tanesi. Plaj kumluk ve her zaman öyle olup olmadığını bilemiyorum ama biz gittiğimizde biraz dalgalıydı. Dubalar ile derinleşen kısımları belirlenmiş. Deniz uzun bir süre boyunuzu geçmiyor. Plajın arkasında yeme-içme mekanları, marketler bulunuyor. Plajın ardından ilerleyip, kordon boyunca yürüdüğünüzde  bir tarafınızda birçok günlük tur teknesinin yanaştığı iskeleyi görebilirsiniz. Diğer tarafınızda ise çeşitli el yapımı ürünler satan kiosklar görebilirsiniz ve hatıra kalması için istediğiniz bir ürünü alabilirsiniz. Kordon boyunun paralel aksında ise yine çeşitli market, dükkan ve yeme-içme mekanları yer alıyor. Yine aynı aks çevresinde evler ve konaklama mekanları yer alıyor.

Azmak nehri- Akyaka
Azmak nehri- Akyaka

Özellikle bahsetmek istediğim konuyu ise sona saklamak istedim. Akyaka’da tek tip yapı zorunluluğu var. Burada yer alan yapılar inşa edilirken belirli bir mimari tipolojiye uymak zorunda. Yapılar; ahşap kapı ve pencereleri, ahşap saçakları, ahşap işlemeli çıkma tavanları, vurgulu çıkmaları, bahçeleri, doğayla uyumlu malzemeleri ve silüetleri, bahçelerinde yer alan begonviller ile bütünleşmiş halleri ile insanı fazlasıyla etkiliyor. Bu mimari tipoloji’yi Akyaka’ya kazandıran, ilk mesleği gazetecilik ve şairlik olan  Nail Çakırhan’dır. Kendisinin yapıya olan ilgisi arkeolog eşi Prof. Dr. Halet Çambel’e arazi çalışmaları esnasında eşlik ederken başlamıştır. Uzun bir süre yapı denetçiliği yapmasının ardından, annesinin evini restore ederek, bu konudaki bilgisini arttırmıştır. İlerleyen yıllarda bilgi birikimi ile Akyaka’da kendisine bir ev inşa ettirmiştir. Bu evin hem mimarlığını, hem de şantiye şefliğini kendisi yapmıştır. Üstelik bu ev ile asıl mesleği mimarlık olmamasına rağmen ‘Ağa Han Mimarlık’ ödülü’nü almıştır.

 

Akyaka evi

Nail Çakırhan’ın öncülüğünde oluşan yerel mimarisi, sahip olduğu antik döneme ait izler ve doğal güzelliği ile Akyaka, hakkında söylenilen güzel sözlerin doğru olduğunu bize hissettirdi ancak zaman içerisinde keşfedilmişliğinin artması durumunun, Akyaka’nın kalabalıklaşmasına neden olduğu izlenimine kapıldığımı söyleyebilirim.

 

NOT: Nail Çakırhan evi ve Akyaka evleri hakkında detaylı bir yazıyı ileride hazırlayıp , paylaşmayı planlıyorum. Umarım çok uzatmadan bu yazımı sizlerle paylaşabilirim. Ayrıca yukarıdaki fotoğrafta yer alan ev Akyaka’ da fotoğrafı çekilen başka bir eve aittir ve örnek olması için paylaşılmıştır. Nail Çakırhan evi’ne ait değildir.

 

***Nail Çakırhan evi hakkında kaynaklar;

-http://www.arkiv.com.tr/proje/nail-cakirhan-evi/3228

-http://www.arkitera.com/haber/17037/turkiyenin-ilk-aga-han-odullu-alayli-mimari–nail-cakirhan

 

***Görseller yazara aittir

***İçerik yazara aittir.

Antik dönem, geleneksel doku ve doğal güzelliğin buluştuğu yer: AKYAKA” üzerine 2 yorum

  1. Akyaka gerçektende hem doğasıyla hemde tarihiyle büyüleyen bir yer böyle güzel anlattığıniz için Tebrikler 🙏

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir